Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biyografi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2009 Pazar

Hadise Açıkgöz

Hadise Açıkgöz, ya da kısaca Hadise Belçika asıllı Türk şarkıcıdır. Belçika'da düzenlenen Pop Idol yarışması ile tanınan ve sonrasında yayınladığı albümlerle dikkat çeken sanatçı, 2009 yılında Türkiye'yi Eurovision Şarkı Yarışması'nda temsil edecek olmasıyla tanınmaktadır.

Hayatı

Çocukluk
Hadise, 22 Ekim 1985 günü Anvers yakınlarındaki Mol kasabasında Sivas'lı Çerkes bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Yapımcılar ve dinleyiciler tarafından ilk olarak, bir Belçika televizyon kanalında, Türkiye'de "Pop Star"ın bir benzeri olan, "Pop Idol" isimli yarışmasında 2003 yılında farkedildi. Yarışmayı birincilikle bitirmemiş olmasına rağmen, albüm çıkarması için yapımcılardan teklifler aldı.

Sweat
Sweat (albüm)

Hadise'nin ilk teklisi Sweat, 1 Kasım 2004'de yayınlandı. Bu şarkının ilgi görmesiyle klipleri müzik kanallarında sıkça gösterilmeye başlandı. İkinci tekli Stir Me Up, 6 Mayıs 2005'de çıktı ve Avrupa genelinde yankı buldu. Özellikle albümün çıkış parçası "Stir Me Up" o yılın pek çok yaz derlemeleri albümüne girdi. Üçüncü teklisinin adı olan Milk Chocolate Girl, 9 Ekim 2005'de piyasaya sürüldü ve şarkının adı zamanla Hadise'nin lakabı haline geldi.

Dördüncü tekli olan Ain't No Love Lost ise 13 Ocak 2006 tarihinde yayınlandı. Albümündeki Ain't No Love Lost adlı şarkının Burdayım adıyla Türkçe bir sürümü de oluşturuldu. Hadise'nin beşinci teklisi Bad Boy 4 Ağustos 2006'da yaz döneminde piyasaya sürüldü ve önceki şarkılar gibi dinleyici kitlesinden olumlu tepkiler aldı.

Hadise
Hadise (albüm)

Hadise, 3 Ekim 2007'de tarihinde yeni tekli çalışması olan A Good Kiss'i piyasaya çıkardı ve klibini İstanbul'da çekti. 2008 yaz dönemine yeni bir albüm ile girmeye hazırlanan Hadise, Bodrum'da Halikarnas Disko'da verdiği bir konserle 2008 yaz sezonunun açılışını yapan şarkıcı oldu. Yeni albümünün My Body adlı şarkısına çektiği klipte yer alan, Hadise ve bir kaza mankeni arasındaki sevişme sahneleri medyada özel ilgi konusu oldu.

Sözleri Sezen Aksu'ya ait olan Deli Oğlan şarkısının klibini ise, klip çekilmiş olmasına rağmen, klibinde birlikte oynadığı Sertan Tan ile klip görüntülerinin medyaya reklam amaçlı sızdırılması nedeniyle, onun görüntülerini klibinden çıkararak yeniden düzenleme kararı aldı.

Diğer çalışmalar

Hadise, Türkiye'de Nisan 2006'dan beri Runltd. menejerlik şirketi ve Süheyl Atay ile çalışmaktadır. Türkiye'deki ilk konserini ise, İzmir Loop Kulübü'nde aynı tarihlerde verdi. 2006 senesinde sık sık Türkiye'ye gelen Hadise başta Beyaz Show olmak üzere pek çok program ve etkinliklerde yer aldı. Bu arada hayranı olduğu Tarkan'la sahneye çıkma fırsatı da yakaladı. Maxim, Esquire, Tempo ve Aktüel dergilerine kapak oldu.

Serdar Ortaç'ın 2008 yazında piyasaya çıkan Nefes albümünde yer alan Düşman adlı şarkıda Ortaç'la düet yaptı. Christina Aguilera, Brandy ve Beyoncé gibi isimleri örnek aldığını belirten Hadise, müziğinde etkilendiği sanatçılar arasında Prince, Janet Jackson, Tina Turner, Alicia Keys, Toni Braxton, Jamiroquai ve U2'yu saymaktadır. Şarkılarında klasik müzik, rock, soul ve dünya müziklerini harmanlamaya çalıştığını belirtmektedir.

Hadise iyi derecede Felemenkçe, Flamanca, Fransızca, Almanca, Türkçe ve İngilizce bilmektedir. Belçika'nın Hasselt şehrinde pazarlama üzerine lisans yapan Hadise, tüm boş zamanlarını müziğe ayırdığını ve genellikle söz yazıp beste yaptığını beyan etmektedir. Sanatçı yine stüdyo kayıtları ve konserler arasında koşturduğunu söylemiştir.

Eurovision

Her ne kadar, arkadaşı Kate Ryan'ın Eurovision 2006'da yarı finalde elenmesinden sonra, Hadise Eurovision'a katılmayı hiç bir zaman düşünmeyeceğini belirtmiş olsa da, Moskova'da düzenlenecek Eurovision 2009'a Türkiye adına katılması için teklif götüreceği adaylar arasında Şebnem Ferah ile birlikte adı geçmekteydi. Eurovision 2009'da Belçika'yı geri çeviren ve Türkiye'yi temsil edeceği kesinleşen Hadise bunu aşağıdaki gibi açıkladı;

"Belçika'da birkaç tane ödül aldım, orada güzel başarılar yakaladım ve bunlar gurur verici şeyler tabii ki ama Türkiye'de de bunları yapmak istiyorum. Türkiye adına da başarılar yakalamak, ödüller almak istiyorum. bu yüzden seçeneğim Türkiye'dir"

Eurovision 2009 yarışması için TRT tarafından seçilen şarkı "Crazy for You (Düm Tek Tek)" oldu.


Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Hadise

20 Kasım 2008 Perşembe

YunusEmre Kimdir ?



Yunus Emre (1238 -1320) yılları arasında yaşadığı tahmin edilen ve Anadolu da Türkçe şiirin öncüsü olan bir şair ve mutasavvıftır, yaşamına ilişkin belgeler sınırlıdır. Medrese eğitimi gördüğü, Arapça ve Farsça bildiği, İran ve Yunan mitolojisi ile tasavvuf ve tarihi incelediği sanılıyor. Vahdet-i vücut (varlık birliği) öğretisine ulaşan bir tasavvuf yorumunu benimsemiştir.
Gerçeğe, Tanrı'ya, evrensele, her şeyin özüne varmak için ''Şeriat-tarikat-marifet-hakikat'' olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayırt eder. Tasavvuf felsefesi ve görüşleri daha çok Bektaşilere yakındır. Şeyhi Taptuk Emre Sinan Ata'nın ardılıdır, Hacı Bektaş Veli'ye bağlıdır. Bir divanı vardır Risaletü'n Nushiye adlı 573 beyitlik şiiri ile şeriat kurallarının üstüne çıkar. Başlangıçtaki düz yazı metinde aklın ve insanın çeşitlerini anlatır. Şiirlerini Oğuz lehçesiyle ve çağının konuşma diliyle yazmıştır. Yaşamı, şiirleri, felsefesi üzerine çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Yunus Ernre üzerine Fuat Köprülü, Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpınarlı, Sabahattin Eyüboğlu, Asım Bezirci, F. Kadri Timurtaş, Ahmet Kabaklı, Müjgan Cumbur, Abdurrahman Güzel, Mehmet Bayraktar ve Nezihe Araz gibi çeşitli araştırmacı yazarlar inceleme yapmışlardır. Yunus Emre? Nereli? Nerede doğmuş, nerde ölmüş, nasıl yaşamış? Kime bağlı, Ne gören var, ne bilen, Hepsi karanlıkta. Yunus'un deyişiyle görenler, bilenler de, ne söylerler, ne bir haber verirler. Ama onlarca mezarı var, üstlerinde adı var, içlerinde kendi yok; Onlarca kitabı var, içlerinde adı var, kendinin kitabı yok. Ama o halkın, insanların gözdesi, soluğu, sesi, Anadoluyu insanlığı sarmış, kendi köyündeyse izinin tozu bile kalmamış; sözü alınmış, satılmış, divanlara birlikte katılmış; O güzel insan kim bilir hangi gurbet köşesinde dağarcığındaki şiiriyle birlikte ölmüş, toprağa katılmış belki ölümü üç günden sonra bile duyulmamış, ölüsü soğuk suyla yuyulmamıştır. Belki tersi olmuş. Bilen yok. Gören yok. Ama o varacağı yere ulaşmış. Ama halkımız bu insanları kendi çocukları olarak benimsemiş, kişiliklerini, özünü, sözlerini kendi malı sayıp dilediği gibi evirmiş çevirmiştir. O ve halkın nerede söylediğini bilmek imkansız belki de gereksiz artık. "Anadolu da binlerce ağızdan söylenmiş ve söylenen bir Yunus korosu var'' ''En eski yazmalarda yok diye halkın ezberinde yaşayan, ister istemez yontulan, dil değiştiren şiirleri Yunus'un saymamak hiç de bilimsel bir davranış değildir'' En eski yazmalar Yunus'un ölümünden çok sonra derlenmiş, bu yazmalara Yunus'un diline, tutumuna, düşüncesine düpedüz aykırı şiirler de alınmış. Yeni belgeler arana dursun, biz Yunus'u anarken yazmalar kadar sözlü halk geleneğine de saygılı olmayı daha doğru buluyoruz. (S. Eyüboğlu, Yunus Emre sh: 20)

4 Temmuz 2008 Cuma

Harold (Harry) Kewell Kimdir?

Harold (Harry) Kewell Kimdir?Harold (Harry) Kewell, 22 Eylül 1978 Sidney, Avustralya doğumlu. Futbola okul takımlarında adım atan Harry Kewell, lise yıllarında hem okul takımında futbol oynarken, aynı zamanda Marconi Socer takımı ile bölgesel ligde oynadı.

15 yaşında denenmek için gittiği İngitere’de Leeds United takımına transfer olan Harry Kewell, Mart 1996’da 17 yaşındayken Middlesbrough karşısında Premier Lig’deki ilk maçına çıktı. Nisan 1996’da ise Şili karşısında ilk kez Avustralya Milli Takımı’nın formasını giydi.

1999-2002 yılları arasında İngiltere Permier Lig’inde David Oleary’nin teknik direktörlüğünü yaptığı genç Leeds United kadrosunda göze batan isimlerden biri oldu. Leeds United’ta oynadığı 8 sezon boyunca 181 maçta forma giyen Kewell 45 gol attı.

Harry Kewell’in 2003-2004 sezonuda Liverpool’a transfer oldu. Liverpool ile 2005 yılında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan oyuncu, Liverpool oynadığı 5 sezon boyunca 93 resmi maçta forma giydi ve 16 gol attı. 1996 yılında bu yana Avustralya Milli Takımı’nın formasını 36 kez giyen Kewell, milli forma altında ise 11 golü bulunuyor.

Harry Kewell, son olarak geçtiğimiz ay Avustralya Milli Takımı ile 4 maça çıktı. Avustralya Milli Takımı'nın Irak'a karşı oynadığı 2 maç ile Katar ve Çin'e karşı oynadığı maçlarda ilk 11'de sahaya çıkan Kewell, bu maçlarda toplam 322 dakika sahada kaldı ve 2 gol attı.

Harold (Harry) Kewell
Doğum Tarihi
22 Eylül 1978
Doğum Yeri
Sydney (Avustralya)
Boy
1.80m
Pozisyon
Ortasaha ve Forvet
Kariyer
1995-2003 Leeds United
2003-2008 FC Liverpool


23 Nisan 2008 Çarşamba

Malcolm X Kimdir?

Malcolm XMalcolm X (Malcolm Little ve daha sonrasında El Hac Malik el-Şahbaz) (Omaha, 19 Mayıs 1925New York, 21 Şubat 1965), ABDli siyaset adamı,mücahid ve siyah hakları savunucusudur. 1952'de Malcolm X adıyla Black Muslims hareketine girdi. Elijah Muhammad'ın yolunu izledi ve ona ABD içinde tümüyle bağımsız olacak bir siyah cumhuriyetinin kurulması fikrini benimsetti. Ancak Mart 1964'de iki önderin arası açıldı; Malcolm X, Afrika - Amerika Birliği örgütünü kurdu ve 1964'de Afrika ile Ortadoğu'ya (Mekke'de hacc için bulundu) iki gezi yaptı. Dönüşünden kısa bir süre sonra da öldürüldü.

Massachusetts'in siyah mahallesinde ilköğrenimini bitirir. Çok istemesine rağmen, üniversiteye gidemeyince, küçük yaşta çalışmak zorunda kalır. Michigan ve Boston derken, kendini birden Harlem'de bulur. Bir siyah olarak, kendisine dayatılan yaşama biçimi, onu sonunda hapishaneye düşürür. Üniversiteyi Harlem sokaklarında tamamladığını ve doktora tezini de hapishanede hazırladığını uzun uzun anlatır. O okuma açlığını hapishanede giderir. Doymak bilmez bir istekle hapishane kütüphanesindeki kitapları tek tek okur. Hapishane yılları için: "Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra hapishanedir" diyerek, hiç kimsenin çaresiz ve çözümsüz olmadığını vurgular.

O, yedi yıllık “hapishane eğitiminden” sonra, başka bir Malcolm X olarak Harlem’e geri döner. Hapisten önce bir sokak serserisiyken, şimdi Amerika’da büyük bir hızla gelişen İslam’ın etkili ve ateşli bir temsilcisidir. .

Malcolm Little olan soyadını Harlem’de X olarak değiştirir. Yeni soyadı, onun Afrikalı atalarının artık kendisi başta olmak üzere, kimse tarafından bilinmediğinin simgesidir. Elijah Muhammed'in öncülüğünü yaptığı "Siyah Müslümanlar Hareketi" Malcolm X’le birlikte daha da kuvvet kazanarak yayılmaktadır. Artık Malcolm, Elijah Muhammed’in baş kurmayıdır. Fakat Elijah Muhammed'in zina yapmasına karşı çıkması, daha sonra da Elijah Muhammed’in, Malcolm'a, Başkan Kennedy'nin öldürülmesi hakkındaki yetkisiz ve iğneleyici sözlerinden ötürü sessiz kalmasını emretmesi, Malcolm’un kendi hareketi içinde izole edilmesine sebep olur.

Gerçek İslam'ın Elijah'tan çok uzak olduğunu biliyordu. Ancak İslam'ı bütün incelikleriyle kavrayabilmek ırk, renk ve dil ayrımı yapmadığını görebilmek için Hacc’a gitmesi gerekiyordu. O Amerika'da bildiği İslam'la, Hac'da Mekke'de gördüğü İslam arasında dağlar kadar fark olduğunu anlayınca, X olan soyadını El Şahbaz'a çevirdi. Çünkü o “gözleri mavinin en mavisi, saçları sarının en sarısı insanlarla aynı tabaktan yemek yemiş, aynı saflarda omuz omuza namaz” kılmıştı.

Başlangıçta, ilk siyah müslüman hareketinin öncüsü Elijah Muhammed'in bağlısı olarak ırkçı düşünceler taşıyorken, Hacc dolayısıyla İslam dünyasına yaptığı bu gezi onu bu düşüncelerden döndürdü. Artık kendisini İslam'ın sömürgecilik ve ırkçılık karşıtı evrensel mesajını tüm dünyaya iletmeye adamıştı. Bu amacını kitleler çapında gerçekleştirmeye çalıştığı toplantılarından birinde suikasta uğrayıp, 21 Şubat 1965'de öldürüldü.

Malcom X isimli filmi ile yaşamı çarpıcı bir şekilde ortaya konmuştur.

Kaynak: tr.wikipedia.org

15 Nisan 2008 Salı

Şeyh Said Kimdir?

Şeyh Said 1865 yılında Erzurum’un ilçesi Hınıs’a bağlı Kolhisar Köyü’nde dünyaya geldi. Babasının adı Şeyh Mahmut Fevzi’dir. Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, düşman saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder.

Şeyh Said’in dedeleri şu silsileyle geliyor: Mele Haydar, Mele Kasım, Şeyh Ali Septi Amedi, Şeyh Mahmut Fevzi. Şeyh Mahmut Fevzi Palu’dan Hınıs’a gidip Hınıs’ın köyü Kolhisar’ı satın alır ve orada yerleşir. Şeyh Mehmûd Fevzi’nin yedi oğlu olur. Bunlar; Şeyh Said, Şeyh Bahaddin, Şeyh Diyaeddin, Şeyh Necmeddin, Şeyh Tahir, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdurrahim’dir.

Babasının ölümünden sonra bu büyük ailenin bütün sorumluluğu Şeyh Said’in üzerine kalır. Şeyh Said’in ailesi çok zengindi. Sürüleri vardı ve bu sürülerini Erzurum’dan ta Halep’e, Musul’a, Şam’a kadar götürüyordu. Şeyh Said bu arada hem ticaret yapıyor hem de gittiği yerlerde insanlarla ilişki geliştiriyordu. Bundan dolayı onu tanıyanlar ve sevenler çoktu. Bir çok insan onun etkisinde kalıyordu. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir çok Kürt yerinden yurdundan göç ettirilir. Bu dönemlerde Osmanlı, onu ve ailesini de sürmek isterler ama dönemin kaymakamını Şeyh Said tehdit eder ve ondan çekindikleri için Ona ve ailesine karışamazlar.


Şeyh Said'din Eğitimi

Şeyh Said ilim öğrenmek için medreseye başlar. Muş, Malazgirt, Hınıs ve Palu’da eğitimini tamamlar. Şeyh Said bilinçli ve akıllı bir insandı. Köy köy gezip İslami ve ulusal mücadele bilincini insanlara vermeye çalışır. Osmanlı’nın yıkılıp Cumhuriyetin kurulmasıyla beraber Cumhuriyetin kurucuları gerçek yüzlerini göstererek İslam ve Kürt karşıtlığına dayalı politikalarını gün yüzüne çıkarırlar. Bu da Şeyh Said’in çabalarını artırır. O, bu durumda artık yerinde duramazdı. Gün çalışma günüydü.

Şeyh Said'din hanımıyla son konuşması

Şeyh Said kıyama katılmak için hazırlığını yapar ve evden çıkacağı zaman hanımı ona şöyle der:

Sen bizi kime bırakıp gidiyorsun”. Bu soru karşısında Şeyh Said tarihi cevabını şöyle verir:

- Eğer ben ve bu bastonum yalnız da kalsak ben yine bu kafirlere karşı çıkacağım. Ne ben Hz. Hüseyin’den daha değerliyim ne de benim ailem onun ailesinden daha kıymetlidir. Eğer ben bu kafirlere karşı çıkmazsam zebaniler sarığımdan tutup beni cehenneme atarlar, siz o zaman bana yardım edebilecek misiniz? Onlar bana demezler mi; “Ey Said Allah o kadar mal mülk verdi sana. Sen Allah için ne yaptın? Bunlar Allah’ın emirlerini ayaklar altına almışlar.

Evet ben cihada başladım ve korkanlar, cihat edemeyecekler, hastalar gelmesinler. Bu yol korkakların yolu değildir!

Kardeşi Bahaddin ise O’na şöyle der:
Abi sen biliyorsun Müslüman halkı bilgi yönünden pek gelişkin değil. Sen başaramazsın.

Şeyh Said’in cevabı takdire şayandır.

- Bahaddin, Bahaddin! Hiç merak etme ben Amed’de asılacağım, sen de Kur’an’ın üzerinde şehit düşeceksin.

Hz. Hüseyin de nerede şehit düşeceğini bilmiyordu. Ama onlar için her şeyden önemlisi Rablerine olan sevgiydi.

Şeyh Said'din son sözleri

Asılacağı sırada bir kağıdın üzerine Arapça şöyle yazıyor: “ Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur. Muhakkak ki ölümüm Allah ve İslâm içindir."

Kaynak: seyhsaid.bravehost.com

3 Nisan 2008 Perşembe

Ömer Muhtar Kimdir?

Ömer Muhtar (Arapça: عمر المختار , d. 1862 - ö. 1931) Libya'da İtalyanlara karşı yürütülen direniş hareketinin önderi.

Dinsel öğrenim gördü ve el-Kasr'daki Senusi tarikatının şeyhi oldu. İtalyanların 1911'de Libya'ya çıkarma yapması üzerine Senusi şeyhi Ahmed Şerif es-Senusi önderliğinde başlayan direniş hareketine katıldı. Uşi Antlaşması'yla Osmanlı Devleti'nin Libya üzerindeki hakimiyeti resmen sona erdi. İtalyan yönetiminin Trablusgarp'taki milliyetçi kuvvetler ve Berka'daki Senusilerle yaptığı uzlaşma görüşmeleri sonuçsuz kaldı.
Ömer Muhtar 1922'de İtalya'da iktidara gelen Faşistlerin Libya'yı sömürgeleştirme politikasına karşı 1923'te Berka'da yeni bir direniş hareketi başlattı. Cebelü'l-Ahdar'da yaşayan aşiretlerden topladığı gerilla güçleriyle başarılı baskınlar gerçekleştirerek İtalyan kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi. Mısır ve Sudan'dan gelen yardımların kesilmesine karşın, Bedevi köylülerin yardımıyla direnişini 1931'e değin sürdürdü.
11 Eylül 1931'de bir çarpışmada yaralanarak İtalyanlara esir düştü.
General Rodolfo Graziani'nin başkanlığında bir savaş mahkemesince ölüme mahkum edildi ve Saluk'ta asıldı.

Ömer Muhtar'ın Faşist İtalyan kuvvetleri tarafından tutuklanması.

Kaynak : tr.wikipedia.org

2 Nisan 2008 Çarşamba

Alizee Jacotey Kimdir?

Adı: Alizee Jacotey
Doğum Tarihi: 21.08.1984
Boyu: 1.61
Saç Rengi: Koyu Kumral
Göz Rengi: Koyu Kahverengi
Tuttuğu Takım: Ajaccio
Burcu: Aslan
Sevdikleri: Mağazaları Gezmek,Yunus Balığı,Pembe Rengi,Sahil,Corsica,Dürüstlük
Sevmedikleri: Yeşil rengi,iki yüzlülük
Alizee 21 Ağustos 1984 yılında Fransa'nın Korsika adasında doğmuştur. 5 yaşında bale dersleri almaya başlayan şarkıcı 1999 yılında, Fransız Métropole 6 kanalında yayınlanan Graines de Star adlı yetenek yarışmasını kazanınca şarkıcı - söz yazarı Mylène Farmer ve besteci Laurent Boutonnat tarafından keşfedilmiştir. Bu ikilinin büyük desteğiyle çıkardığı iki stüdyo albümü Gourmandises ve Mes Courants Electriques Fransa içinde ve dışında büyük başarı yakalamıştır. 2000'de çıkardığı Gourmendises adlı ilk albüm, Fransa'da üç ay içinde 300.000'den fazla satarak "platin plak" ödülünü kazanmıştır. Özellikle bu albümde bulunan Moi Lolita adlı parça, pek çok Avrupa ve Doğu Asya ülkesinde popüler müzik listelerinde bir numaraya tırmanmıştır.2003'te çıkan Mes Courants Électriques adlı ikinci albüm, ilki kadar olmasada yüksek satış oranlarına ulaşmıştır. İkinci albümünün piyasaya çıkışının ardından turneye çıkan Alizée 2003 sonbaharı boyunca Fransa, Belçika ve İsviçre'de toplam 43 konser vermiştir.2003'te Fransız şarkıcı Jérémy Châtelain ile evlenen Alizée, müzik kariyerine bir süreliğine ara vermiş ve 2007 aralık ayında Psychedelices albümü ile yeniden müzik dünyasına dönüş yapmıştır.

Tu.tv de video izlerken gördüm, çok güzel Allah sahibine bağışlasın...alizee
Kaynak: tr.wikipedia.org

26 Mart 2008 Çarşamba

Nasreddin Hoca Kimdir?

Nasreddin Hoca, Türk folklorünün kişiliği etrafında mizahi hikayelerin şekillendiği ünlü bir figürü.

Tarihçe

Yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesini burak'un hayatını anlatan Saltukname içermektedir. Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebülhayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır.

Abdullah Efendi´de başlamış ve tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yılında vefat ettiği şeklindeki rivayet göz önüne alınırsa, onun, Selçuklular devrinde yaşadığını ve Timur Han ile görüşmediğini dikkate almak gerekir.


Kişiliği

Nasreddin Hoca, ömrünü insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevkeden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Latifeleri hikmet ve ibret dolu birer darb-i mesel gibidir. Bu bakımdan adına uydurulan edep dışı ve nükteden uzak bir takım fıkraların onunla ilgisi yoktur. Manidar latifeleri önce yakın cevresinde şifahi olarak dilden dile dolaşmış, sonraları git-gide yayılmış ve zamanla bir takım değişikliğe uğramıştır. Bu sebeple onun olmayan bir takım bayağı fıkralar da ona mal edilerek anlatılmıştır. Yapılan ilmi çalışmalar, onun ilim ve edeb sahibi bir veli olması, söz konusu sıradan basit fıkraları söylemediğini açıkca göstermektedir. Ayrıca, Nasreddin Hoca´nın efsanevi bir kişi değil, on üçüncü asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir müslüman olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü onun nükteleri, bir insanın başından geçen gülünç hadiselerin ifadesi değil, görünüşte güldürücü aslında ince hikmetleri dile getiren, düşündürücü latifelerdir. Ayrıca Türk milletinin zeka inceliğini, nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan bu nüktelerin belirli vasfı; Allahü tealanın emir ve yasaklarını bir latife üslubu ile bildirmesidir. Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra´da British Museum´da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı, onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum: "İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akibetini hayr eyleye" şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.

Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksak yönleri düzeltmek ve nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, çeşitli yönlerini incelemek için onun latifelerinden çok istifade etmişlerdir.

Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde Hoca hakkında mühim neşriyat yapılmıştır. Bunlar arasında Pierre Mille´in Nasreddin et son epouse adlı kitabı, Edmonde Savussey´in La Litterature Populaire Turque adlı eserindeki Nasreddin Hoca bölümü, Jean Paul Carnier´in Nasreddin Hoca et ses Histoires Turques adlı eserleri zikretmek yerinde olur.


Kaynak: tr.wikipedia.org